‘Gezmek-Görmek’ kategorisi için Arşiv

I like AYK-BAYK very much :)

Pazartesi, 28 Aralık 2009

Herşey kurban bayramı öncesinde, tatil fırsatı bulmuşken kendimizi nasıl yoracağımıza dair kafa patlatırken, Fethiye’de Veli Kaptan’ın teknesi ile yelken yapma fikri ile başladı. Ekipcek uzun bir yolculuktan sonra Fethiye’ye varıp, Ece Marina’ya girdiğimizde galiba hepimiz heyecanlıydık; ben çok heyecanlıydım. İlk kez yelken ile tanışacaktım. Kahvaltı sonrasında teknemiz White Caps’in sahibi Veli Kaptan, arkadaşı Göksel Kaptan ve bizimle birlikte açılacak olan, tayfası olacağımız Selçuk Kaptan ile tanıştık.

Aslında herşey o zaman başladı.Bir kaptan, bir öğretmen ve bir dost ile tanışmış olduk. 4 gün boyunca, Göcek koylarında Sarsala’yı aradık durduk. :)   Tabii bu arada bolca alıştırma yaptık. Selçuk Kaptan, bıkmadan usanmadan, bize birşeyler anlattı durdu. denizin ortasına usturmaça atıp, defalarca yanaşma alıştırması yaptık, gece konakladığımız iskelelere yanaştık, sabah iskelelerden kendimiz ayrıldık. Kısacası, 4 günde olabildiğince birşeyler öğrendik, bolca cesaretlendik kaptanımız sayesinde. Ne yalan söyleyeyim sonunda ayrılmak hepimize koydu biraz.

Sonra, Selcuk kaptandan aldığımız cesaretle de, 12-13 Aralık’ta Bodrum’da yapılan AYK-BAYK (Ankara Yelken Kulübü – Bodrum Açıkdeniz Yelken Kulubü) yelken yarışlarına katıldık. Burda da şansımıza uyumlu bir ekip ve harika skipperlarımız Deniz Esen ve Tolga Kartaloğlu  ile ilk gün coğrafi rotada, ikinci gün de koy içi şamandıra yarışında yarıştık.

Yine öğrendik, çalıştık, paylaştık. İlk gün coğrafi rota yarışında son dakikalarda Tolga ve Deniz kaptanların yaptıkları yelken ayarları ile yarışı son saniyelerde bitirdik, ikinci gün şamadıra yarışı çok daha heyecanlı geçtü ve IRC chater sınıfında 3. olduk :)  Bana da başlıktaki cümleyi kurmak düştü.

Yukarıda, yarıştaki teknemiz “İkinci”‘nin artistik bir pozu var. İskele tarafında denize düşmemek için çırpınan soluk mavi montlu kişi benim.

Aşağıdaki fotoğraf ise elimdekiler içinde ekibimizden en çok kişinin olduğu fotoğraf. Fotoğrafı çeken Coşkun ve Muazzez Hanım yoklar ne yazık ki. Ortadaki bordo kazaklı yakışıklı insan bana bu dünyanın kapısını açan Selçuk Kaptan. O’nun sağında ve solunda ise bu işi daha da sevdiren Deniz ve Tolga kaptanlar.

Beynam [Ormanı] Çöplüğü

Pazar, 15 Haziran 2008

Emre ve Oya ile birlikte, güzel bir (plansız) pazar günü planı yapmıştık. Sabah buluşup Ankara civarında bir yerlerde piknik yapıp biraz yürüyelim istiyorduk. Yola çıktıktan bir süre sonra Beynam Atatürk Ormanı’na gitmeye karar verdik. Ormana vardığımızda gördüğümüz şeyler hiç de iç açıcı değildi. Büyük ihtimalle ÖSS nedeniyle ortalık pek de kalabalık değildi ama her taraf çöp içerisindeydi. Her yere atılmış poşetler, kağıtlar, yiyecek maddeleri.. aklınıza gelebilecek bütün pislikler bir araya özellikle toplanmış gibilerdi. Zar zor görece temiz bir bölge bulup karnımızı doyurduk ve oradan kaçtık.

Ben ayrılırken arabanın camından 1-2 fotoğraf çektim. Akılsızlığın, sorumsuzluğun, saygısızlığın, insanların içine işlemiş pisliğin fotoğrafları:

Ormanda kurulu bulunan Orman İşletme şefliği ne iş yapar?, buradan sorumlu bir belediye yada kurululuş yok mudur? İnsanlar bu rezilliğin içinde nasıl yaşar?

Her neyse, Beynam Ormanı’na gitmeyi düşünenlere, kafalarını belediye çöp kamyonunun arka tarafına sokmalarını öneriyorum, daha temiz olabilir.